İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  Kamu Görevlileri (Memur) Hukuku > Kamu Görevlilerinin Yargılanmaları > Soruşturma izni > İçtihat

Yetkili makamın soruşturma izni verilmemesi yolundaki kararı, iptal davasına konu edilecek bir idari işlem olarak nitelendirileme

 
 
 
Yetkili makamın soruşturma izni verilmemesi yolundaki kararı, ceza yargılaması yöntemine ilişkin olduğundan, iptal davasına konu edilecek bir idari işlem olarak nitelendirilemeyeceği hk.
 
 
Dava, davacının Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında ceza kovuşturması yapılmasına izin verilmesi istemiyle yaptığı 26.11.1998 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 21.12.1999 günlü, E:1999/348, K:1999/1401 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 138. maddesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası'nın 28. maddesi gereğince idarelerin yargı kararlarını aynen ve gecikmeksizin uygulamak zorunda olduğu, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11/d maddesinde; "görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı teşebbüs genel müdürü ve yönetim kurulu üyeleri hakkında takibat yapılabilmesi için ilgili Bakanın izni alınması şarttır." kuralının getirildiği, belirlenen bu durumda TPAO yönetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı takiplerinin ilgili Bakanın vereceği izne bağlandığı, bu iznin verilmesi ile ilgililer hakkında kovuşturma yapılabildiği, verilmemesi durumunda ise kovuşturma yapılamadığı ve kamu davasının açılamadığı, bu konuda idarenin takdir yetkisi bulunduğu, söz konusu iznin verilmesi veya verilmemesinin hukuka uygun olup olmadığının yargı denetimi dışında tutulmasının mümkün olmadığı, çünkü idarenin takdir yetkisi içinde, hukuksal sonuç doğuran idari yargı denetimine tabi, kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olduğu, dosyanın incelenmesinden, idare mahkemelerince verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarını uygulamayan veya uygulayıp çok kısa süre sonra aksi yönde işlemde bulunan ilgililer hakkında yasal kovuşturma yollarının açık tutulması ve hukuk devleti kurallarının işletilmesi için izin verilmesi gerekirken aksine tesis edilen işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Sözü edilen karar, Danıştay Beşinci Dairesi'nin 26.3.2003 günlü, E:2001/215, K:2003/1001 sayılı kararıyla, davalı idarenin temyiz istemi kabul edilerek bozulmuş ise de, Ankara 8. İdare Mahkemesi 25.9.2003 günlü, E:2003/1398, K:2003/1034 sayılı kararıyla, bozma kararına uymayarak dava konusu işlemin iptali yolundaki önceki kararında ısrar etmiştir.
Davalı idare hukuka ve usule aykırı olduğu savıyla anılan ısrar kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Yasa'nın yürürlüğe girmesinden önce, kamu iktisadi teşebbüslerinin genel müdür ve yönetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı haklarında takibat yapılabilmesi, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11/d maddesiyle ilgili Bakanın iznine bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, hakkında idari yargı yerlerince verilmiş bulunan yürütmenin durdurulması ve iptal kararlarının süresi içerisinde uygulanmaması veya uygulandıktan kısa süre sonra yeniden işlem tesis edilerek yargı kararlarının etkisiz bırakılması nedeniyle, bu duruma sebebiyet veren ilgililer hakkında takibat yapılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurduğu, Başsavcılığın ilgililer hakkında kamu davası açmaya yeterli delil bulunamadığından takibata yer olmadığına karar verdiği, bu karara davacı-müşteki tarafından yapılan itiraz üzerine Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'nce, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 11. maddesi gereğince ilgililer hakkında takibat yapılabilmesinin ilgili Bakanın iznine bağlı olduğu belirtilerek takipsizlik kararının kaldırıldığı ve dosyanın Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın bağlı olduğu Bakanlığa sunulmak üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği, bu arada davacının da 26.11.1998 tarihli dilekçesiyle Bakanlıktan ilgili hakkında ceza takibatı yapılabilmesi için gerekli iznin verilmesini istediği, bu aşamada ilgili Bakanın kovuşturma izni verilmemesi yönündeki kararının da 6.1.1999 günlü 66 sayılı yazı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirildiği, davacının aynı içerikteki istemine ise cevap verilmediği, öte yandan davacının açtığı bu davada Ankara 8. İdare Mahkemesi'nce verilen 21.12.1999 günlü, K:1999/1431 sayılı iptal kararının uygulanması için yaptığı başvuru üzerine yaptırılan ön inceleme sonunda da soruşturma izni verilmemesi üzerine, bu karara 4483 sayılı Yasa uyarınca itiraz edildiği, bu itirazın Danıştay İkinci Dairesi'nce kabulü üzerine ilgililer hakkında ceza davası açıldığı ve sonuçlandığı görülmektedir.
Adli bir suça ilişkin eylemin soruşturulması ya da soruşturulmaması sonucunu doğuran "soruşturma izni", Devlet memurları ve diğer kamu görevlilerinin görevleri nedeniyle işledikleri suçlar bakımından ceza yargılaması süreci başlatmakta olup, bu niteliği nedeniyle bir suç isnadının soruşturmaya konu edilmesi ya da edilmemesi yolunda, ceza yargılamasına ilişkin bir takdirin kullanılmasını ifade etmektedir. Başka bir ifadeyle, yasayla gösterilen yetkili makam, suçlamanın niteliğini, Devlet memuru yada diğer kamu görevlesinin kamusal yetkileri ve yöntemleri kullanmasından kaynaklanan eyleminin suç teşkil edip etmediğini, buna ilişkin delillerin niteliğini araştırarak soruşturma izni verilip, verilmemesine karar vermektedir. Dolayısıyla yetkili makamın, ceza yargılaması yöntemine ait alması nedeniyle idare hukuku alanında sonuç doğurmayan bu tür işlemlerinin iptal davasına konu edilebilecek idari işlem olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Kaldı ki, yetkili makamın ceza takibatına başlanılması ya da başlanılmaması yolundaki kararlarının iptal davası yoluyla yargı denetimine tabi tutulabileceğinin kabulü, idari yargılama süreci içinde verilmesi olası bir yürütmenin durdurulması ya da iptal kararının uygulanması sonucunu doğuracağından, bu durumun ceza soruşturması ve kovuşturması aşamasında kimi sorunlara neden olacağı da açıktır.
 Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Ankara 8. İdare Mahkemesi'nin 25.9.2003 günlü, E:2003/1398, K:2003/1034 sayılı ısrar kararının, Danıştay Beşinci Daire kararı doğrultusunda bozulmasina, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine 22.11.2007 gününde oyçokuluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, dayandığı gerekçeler karşısında İdare Mahkemesi'nce verilen ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.
(DAN-DER ; SAYI :118)

 

Dairesi
Karar Yılı
Karar No
Esas Yılı
Esas No
Karar Tarihi
İDARİ DAVA DAİRELERİ
2007
2320
2004
125
22/11/2007
 
 

Henüz yorum yapılmamış.

 
  Diğer İçtihatlar
İstihdam fazlası personel belirlenirken, hizmet gerekleri dışında bir amacın güdülmemesi; sicil, liyakat, hizmet süresi gibi nesnel ölçütlerin esas alınması gerekir.
Disiplin suçu nedeniyle, geçici görevlendirme yoluna gidilmesinde; geçici görevlendirmenin amacına uygunluk bulunmamaktadır.
Sendika şubelerinin, sendika üyelerini temsil yetkisinin bulunmadığı hakkında.
Muayyen tarifeli taşıtların bulunduğu bir yerin denetimiyle görevlendirilen müfettişlere gidip gelmeye en uygun ve kullanılması mutat olan taşıtlara ait ücretin ve diğer giderlerine karşılık olacak gerçek masrafın karşılanmasının esas olduğu ve ödeme için bu hususu açıklayan belgelerin idareye sunulması gerektiği halde, Sivas esnaf ve sanatkarlar odaları birliğinden alınan ve yol masrafına ilişkin rayiç bedeli içeren bölgeye dayanılarak ödeme yapılmasına hükmeden mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerektiği hk.

Soruşturma izni

  Mevzuatlar
  Hukuki Açıklamalar
  Makaleler
  Dava Dilekçeleri
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.