İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  Kamu Görevlileri (Memur) Hukuku > Devlet Memurlarının İzin Hakları > Ücretsiz izin > İçtihat

Ücretsiz izin talebinin idarece kabul edilmemesi üzerine görevinden istifa eden davacının, maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiği

          T.C.
D A N I Ş T A Y
Onikinci Daire
Esas No   : 2006/507
Karar No   : 2006/2268
 
Özeti : Ücretsiz izin talebinin idarece kabul edilmemesi üzerine görevinden istifa eden davacının, ücretsiz izin talebinin reddine dair işlemin idare mahkemesince iptali üzerine, açıkta kaldığı sürelerle ilgili maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiği hakkında.
           
            Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Kültür ve Turizm Bakanlığı
            Karşı Taraf                  :
            İsteğin Özeti               : İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 23.5.2005 günlü, E:2004/1897, K:2005/1069 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
            Savunmanın Özeti       : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
            Danıştay Tetkik Hakimi           :
            Düşüncesi                   : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
            Danıştay Savcısı         :
            Düşüncesi                   : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
            Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar,söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından,istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
 
TÜRK MİLLETİ ADINA
            Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince 2577 sayılı Kanunun 17/2. maddesi hükmü uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği düşünüldü:
            Dava,Yalova Merkez Fatih Sultan Mehmet Lisesi'nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmeni olarak görev yapmakta iken,İstanbul Valiliği Kültür Müdürlüğü Şube Müdürlüğü'ne atanan davacının 6 ay süreli ücretsiz izin talebinin reddine dair işlemin yargı kararı ile iptalinden sonra göreve başlatılması üzerine,bu işlem nedeniyle istifa etmek zorunda kaldığı iddiasıyla açıkta kaldığı 21.10.1997-7.11.2001 tarihleri arasındaki maddi zararlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi,ayrıca 20.000.000.000.- lira manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
            İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 23.5.2005 günlü, E:2004/1897, K:2005/1069 sayılı kararıyla; İstanbul İl Kültür Müdürlüğü'nde Şube Müdürü olarak görev yaparken ücretsiz izin talebinin kabul edilmemesi nedeniyle istifa eden davacının,izin verilmemesi işleminin iptali istemiyle İstanbul Valiliği ve Kültür Bakanlığı'na karşı açtığı dava neticesinde,işlemin İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 29.6.2001 tarih ve 2001/860 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu kararın Danıştay 12. Dairesinin 18.9.2002 günlü ve 2002/2697 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği,memuriyetten ayrı kaldığı 21.10.1997-7.11.2001 tarihleri arasında ödenmemiş olan maaş ve özlük haklarına ilişkin maddi zararı ile 20.000.000.000.- lira manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açıldığının anlaşıldığı; hukuka aykırı bir işlemin genel olarak idari bir kusur teşkil ettiğinin tartışmasız olduğu,buna göre,davacının aylıksız izin talebinin usulüne uygun yerine getirilmeyerek davacının istifasına sebep olması nedeniyle görevden ayrıldığı,aylıksız izin talebinin reddi işlemi hukuka aykırı bulunarak iptal edildiğinden,idarece yeniden göreve başlatıldığı ve iptal edilen işlemin neden olduğu görevden ayrılmasının da haksız olduğu sonucuna ulaşıldığı; bu durumda,davacının 21.10.1997 tarihinden, yeniden göreve başlatıldığı 7.11.2001 tarihine kadar kendisine görevde bulunması halinde ödenmesi gereken maaş ve sair özlük haklarının dava tarihi olan 8.5.2003 tarihinden itibaren hesaplanarak yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği,iptale konu davalı idare işlemiyle davacının duyduğu üzüntü,elem ve kederin vermiş olduğu zararı azaltma amacıyla manevi tazminat verilmesi gerektiğinden,davacının tazminatla karşılanacak bir manevi zarara uğradığının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kabulüne ve görevden ayrı kaldığı süreler için yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının hesaplanarak 8.5.2003 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
            Davalı idare,657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 147/a bendinde,aylığın,bu Kanuna tabi kurumlarda çalışanlara hizmetlerinin karşılığında,kadroya dayanılarak ay itibarıyle ödenen parayı ifade edeceğinin hükme bağlanmış olduğunu,davacıya izin verilmemesine dair işlemin yargı kararı ile iptalinden sonra mali haklarına ilişkin bir işlem tesis edilmesine hukuken olanak bulunmadığını,davacının zarara uğraması sözkonusu olmadığından,kusursuz sorumluluk ve hizmet kusuru ilkeleri gereğince bir tazmin sorumluluğunun bulunmadığını,Anayasa'nın 125. maddesi hükmü uyarınca tazminat istenilebilmesi için zararın varlığının ispatlanması gerektiğini ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata dair kısmının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
            2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12.maddesinde; ilgililerin, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, bu halde de ilgililerin 11.madde uyarınca idareye başvurma haklarının saklı olduğu hükme bağlanmıştır.
            Yukarıda yer verilen hüküm uyarınca kamu görevlilerinin uğradıklarını iddia ettikleri zararın tazmini istemiyle dava açabilmeleri,Anayasa'nın 125. maddesi gereği ve Türkiye Cumhuriyetinin "Sosyal hukuk devlet" niteliğinin doğal bir sonucudur.
            Kural olarak idare,kamu görevlileri hakkında tesis ettiği işlemin doğrudan sonucu olan nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür.Yargı kararı ile iptal edilmiş olsabile,işlem ile uğranıldığı iddia edilen zarar arasında nedensellik bağının kurulamadığı durumlarda idarenin tazmin sorumluluğu bulunduğundan sözedilemez.
            Dosyanın incelenmesinden,Yalova Merkez … Lisesi'nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmeni olarak görev yapmakta iken,İstanbul Valiliği Kültür Müdürlüğü Şube Müdürlüğü'ne 13.5.1997 tarihinde atanan davacının 28.7.1997 tarihinde verdiği dilekçe ile,eşinin rahatsızlığı nedeniyle 18.8.1997 tarihinden itibaren 6 ay süreli ücretsiz izin talebinde bulunduğu,eşinin rahatsızlığının refakati gerektirdiğine dair sağlık kurulu raporu istenilen davacının,Yalova Devlet Hastanesinden eşinin devamlı bakıma ve tedaviye muhtaç olduğuna dair 27.8.1997 tarihli sağlık kurulu raporunu sunduğu,eşinin tedavisinin devamlı refakati gerektirdiğine dair sağlık kurulu raporu sunamadığından,ücretsiz izin talebinin reddedildiği,davacının eşinin rahatsızlığını ileri sürerek görevinden istifa ettiğine dair 21.10.1997 tarihli dilekçesinin 17.11.1997 tarihli onay ile kabul edildiği,davacının ücretsiz izin talebinin reddine ilişkin işleme karşı açtığı davanın reddi yolundaki İdare mahkemesi kararının Dairemizin 29.6.2000 günlü,E:1999/3504,K:2000/3014 sayılı kararı ile bozulduğu,İdare Mahkemesinin bozmaya uyma kararının da Dairemizin 18.9.2002 günlü,E:2001/4965,K:2002/2697 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği,25.10.2001 tarihli onay ile İstanbul Atatürk Kültür Merkezi Müdürlüğü'ne Şube Müdürü olarak atanan davacının Dairemiz kararının kendisine tebliği üzerine 17.4.2003 günlü dilekçesi ile davalı idareye başvuruda bulunarak istifa etmek zorunda kaldığı tarihten mahkeme kararı ile göreve başladığı tarih arasında alamadığı maaş ve diğer özlük haklarının ödenmesi isteminde bulunduğu,olumlu bir yanıt alamaması üzerine yargı kararıyla iptal edilen işlem nedeniyle istifa etmek zorunda kaldığı iddiasıyla açıkta kaldığı 21.10.1997-7.11.2001 tarihleri arasındaki maddi zararlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi,ayrıca 20.000.000.000.- lira manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
            657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 94. maddesi hükmüne göre,Devlet memuru bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabilir.Davacı da,bu madde kapsamında memurluktan çekilme isteğinde bulunmuş ve kurumunca 17.11.1997 günlü onay ile istemi kabul edilerek görevinden ayrılmıştır.Dava konusu tazminat isteminin dayanağı olan işlem çekilme istemine ilişkin işlem değildir.Tam yargı davasının açılmasının dayanağı olarak gösterilen ve yargı kararıyla iptal edilen işlem davacının ücretsiz izne ayrılma isteminin reddine ilişkin işlemdir.Bu işlemin tesisi ile davacı 6 ay süreli ücretsiz izin kullanma hakkından mahrum kalmıştır.Ücretsiz izin kullanma hakkını engelleyen işlemin iptaline dair yargı kararının hukuki sonucu davacının ücretsiz izin kullanmasıdır.
            Hukuki sonucu ücretsiz izne ayrılma olan bir yargı kararı neticesinde,ücretsiz izin kullanma hakkı doğan kamu görevlisinin maddi kaybının bulunduğundan sözedilemez. Olayda,yargı kararı ile iptal edilen işlem ile doğduğu iddia edilen zarar arasında nedensellik bağı kurulmadan tazminat isteminde bulunulmuştur. Davacının, davalı idarece göreve yeniden atanmış olması işlem ile doğduğu iddia edilen zarar arasındaki nedensellik bağını kuramamaktadır.
            Bu durumda,yargı kararı ile iptal edilen işlem ile tazmini istenilen zarar arasında nedensellik bağı kurulamaması nedeniyle,davacının açıkta kaldığı 21.10.1997-7.11.2001 tarihleri arasındaki maddi zararlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekirken,bu döneme ilişkin olarak görevde bulunması halinde ödenmesi gereken maaş ve sair özlük haklarının dava tarihi olan 8.5.2003 tarihinden itibaren hesaplanarak yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
            Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz talebinin kabulü ile İstanbul 6. İdare Mahkemesince verilen 23.5.2005 günlü, E:2004/1897, K:2005/1069 sayılı kararın maddi tazminata ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine,kullanılmayan 2.00.- YTL posta ücretinin istemi halinde davalı idareye iadesine,6.6.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
 
 

Henüz yorum yapılmamış.

 
  Diğer İçtihatlar
İstihdam fazlası personel belirlenirken, hizmet gerekleri dışında bir amacın güdülmemesi; sicil, liyakat, hizmet süresi gibi nesnel ölçütlerin esas alınması gerekir.
Disiplin suçu nedeniyle, geçici görevlendirme yoluna gidilmesinde; geçici görevlendirmenin amacına uygunluk bulunmamaktadır.
Sendika şubelerinin, sendika üyelerini temsil yetkisinin bulunmadığı hakkında.
Muayyen tarifeli taşıtların bulunduğu bir yerin denetimiyle görevlendirilen müfettişlere gidip gelmeye en uygun ve kullanılması mutat olan taşıtlara ait ücretin ve diğer giderlerine karşılık olacak gerçek masrafın karşılanmasının esas olduğu ve ödeme için bu hususu açıklayan belgelerin idareye sunulması gerektiği halde, Sivas esnaf ve sanatkarlar odaları birliğinden alınan ve yol masrafına ilişkin rayiç bedeli içeren bölgeye dayanılarak ödeme yapılmasına hükmeden mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerektiği hk.

Ücretsiz izin

  Mevzuatlar
  Hukuki Açıklamalar
  Makaleler
  Dava Dilekçeleri
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.