İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  Vergi Hukuku > Amme Alacaklarının Tahsili > Kanuni temsilcilerin sorumluluğu > İçtihat

Şirket varlığından tahsil imkanı kalmayan kamu alacağının, kanuni temsilcilerin veya ortakların sorumluluğuna ilişkin kurallara göre tahsilinde, bir öncelik sırası bulunmadığı

 
Dairesi
Karar Yılı
Karar No
Esas Yılı
Esas No
Karar Tarihi
ÜÇÜNCÜ DAİRE
2007
577
2006
1034
28/02/2007
 
Şirket varlığından tahsil imkanı kalmayan kamu alacağının, kanuni temsilcilerin veya ortakların sorumluluğuna ilişkin kurallara göre tahsilinde, bir öncelik sırası bulunmadığı hk.
 
Ortağı olduğu limited şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının davacıdan tahsili amacıyla 213 sayılı Yasanın 10'uncu maddesine göre düzenlenen ödeme emri, temyiz istemine konu yapılan vergi mahkemesi kararı ile şirketin kanuni temsilcisi hakkındaki takip sonuçlanıp, ortaktan takip aşamasına gelmeyen kamu alacağı için ödeme emri düzenlenemeyeceği gerekçesiyle iptal edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, 6183 sayılı Kanunun 4369 sayılı Yasanın 21'inci maddesiyle değişik 35'inci maddesinde de limited şirket ortaklarının şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince cebren takip edileceği kurala bağlanmıştır. Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesi ilgilileri tüm borçtan rücu olanağı tanıyarak müteselsilen sorumlu tutmuşken, 6183 sayılı Yasanın 35'inci maddesi ortakları sermaye payları düzeyindeki borçtan sorumlu tutmuş, şirket varlığından tahsil imkanı kalmayan kamu alacaklarının, kanuni temsilcilerin sorumluluğu veya ortakların sorumluluğuna ilişkin kurallara göre tahsilinde bir öncelik sırası öngörmemiştir. Bu düzenlemeler uyarınca Vergi usul Kanunu kapsamındaki vergi ve buna bağlı alacakların, limited şirketin kanuni temsilcilerinden 213 sayılı Yasanın 10'uncu; ortaklarından ise 6183 sayılı Yasanın 35'inci maddesine göre tahsili gerekmektedir.
Davacının kamu borçlusu limited şirketin kanuni temsilcisi değil, ortağı olması nedeniyle 213 sayılı Yasanın 10'uncu maddesine göre cebren takip edilmesine olanak bulunmadığından ödeme emrini yazılı gerekçeyle iptal eden vergi mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddine, 28.2.2007 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava; ortağı bulunduğu limited şirketten tahsil edilemeyen 1997 dönemine ilişkin kurumlar vergisi, fon payı, kaçakçılık cezası ve gecikme faizinden oluşan alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ve borcun yedi gün içinde ödenmesi veya borcu karşılayacak mal bildiriminde bulunulması, aksi halde 6183 sayılı Yasanın 55, 60, 111 ve 114'üncü maddelerinin uygulanacağı duyurulan ödeme emrine karşı açılmıştır. Bu bildirimleri içeren ödeme emrine el yazısı ile "213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesine göre düzenlenmiştir." ibarelerinin eklendiği görülmektedir.
Bilindiği gibi tüzel kişilerin mal varlığından tahsil imkanı kalmayan ya da tahsil edilemeyen kamu alacaklarının, bu kuruluşların yasal temsilcilerinden tahsili amacıyla 6183 sayılı Yasanın 55'inci maddesine göre düzenlendiği, metnindeki ihtarlardan açıkça anlaşılan ödeme emirlerinin temel metninin açığına idarece ve el yazısı ile yukarıda belirtildiği şekilde ya da daha kısa biçimde yazılan notların; 55'inci maddeye göre ödemeye veya mal bildiriminde bulunmaya davet eden, aksi halde diğer yaptırımların uygulanacağı ihtarını taşıyan ödeme emrinin hukuki niteliğini değiştirdiği düşünülemez.
Dava konusu ödeme emriyle davacıdan, borçlu limited şirketten olan ve Vergi Usul Kanunu kapsamındaki alacaklarının ödenmesi istendiğinden, davacının kanuni temsilci değil, ortağı olduğu saptandığı takdirde sermaye payına göre sorumluluk için Yasada başka koşul aranmadığından, ödeme emrinin borcun sermaye payını aşan kısmının iptaline karar verilmesi gerekirken, tümüyle iptali yolunda verilen kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum. (DAN-DER; SAYI : 116)

Henüz yorum yapılmamış.

 
  Diğer İçtihatlar
Başka içtihat kaydı bulunmamaktadır

Kanuni temsilcilerin sorumluluğu

  Mevzuatlar
  Hukuki Açıklamalar
  Makaleler
  Dava Dilekçeleri
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.