İdare Hukuku

Hoşgeldiniz



Favorilerime Ekle

 
 
 
 
  Kamu Görevlileri (Memur) Hukuku > Kamu Görevlilerinin Yargılanmaları > 4483 sayılı kanunun kapsamı > İçtihat

: 4483 sayılı Yasa’nın Anayasa’ya aykırılığı iddiasının, ancak ceza yargılaması aşamasında ileri sürüleceği

T.C.
D A N I Ş T A Y
Beşinci Daire
Esas  No   : 2006/7330
Karar No   : 2007/2317
 
Özeti : 4483 sayılı Yasa’nın Anayasa’ya aykırılığı iddiasının, ancak ceza yargılaması aşamasında ileri sürüleceğinin mümkün olduğu hakkında.
 
            Kararın Düzeltilmesini İsteyen (Davacı) : İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
            Vekili                : Av. …
            Karşı Taraf        : İstanbul Valiliği
            İsteğin Özeti    : Davacının İstanbul Valiliği'nin Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki 4483 sayılı Kanun'un uygulanmasında takip edilecek esas ve usulleri düzenleyen 14.2.2000 tarihli, 69/1472 sayılı Genelgesi'nin ve yürütülmekte olan bir ön inceleme kapsamında davalı idareden bazı bilgi ve belgelerin istenilmesine ilişkin 8.3.2000 tarihli, 2000/70-2 sayılı yazının iptali istemiyle açtığı davanın reddi yolunda İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 29.1.2002 günlü, E:2002/445, K:2002/92 sayılı kararın onanmasına dair Danıştay Beşinci Dairesi'nin 15.3.2006 günlü, E:2003/1, K:2006/1182 sayılı kararının; davacı tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenmektedir.
            Cevapların Özeti : Cevap verilmemiştir.
            Danıştay Tetkik Hakimi :
            Düşüncesi : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
            Danıştay Savcısı :
            Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.
 
TÜRK MİLLETİ ADINA
            Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin işin gereği düşünüldü:
            Dava; davacının, İstanbul Valiliği'nin Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki 4483 sayılı Kanun'un uygulanmasında takip edilecek esas ve usulleri düzenleyen 14.2.2000 tarihli, 69/1472 sayılı Genelgesi'nin ve yürütülmekte olan bir ön inceleme kapsamında davalı idareden bazı bilgi ve belgelerin istenilmesine ilişkin 8.3.2000 tarihli, 2000/70-2 sayılı yazının iptali istemiyle açılmıştır.
            İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 29.1.2002 günlü, E:2002/445, K:2002/92 sayılı kararla; 4483 sayılı Yasa'nın bazı maddelerinin Anayasa'ya aykırı hükümler içerdiği savı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildikten sonra, 4483 sayılı Yasa'nın Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getiren memurların ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı yargılanabilmeleri için izin vermeye yetkili mercileri belirtmek ve izlenecek yöntemi düzenlemeyi amaçladığı, Yasa'nın 9. maddesinde; soruşturma izni verilmesine ya da verilmemesine ilişkin kararlara karşı durumuna göre Danıştay İkinci Dairesi'ne veya ilgili bölge idare mahkemesine itiraz edilebileceğinin kurala bağlandığı, anılan Yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 4483 sayılı Yasa gereğince verilen kararlara, bir başka deyişle bu Yasa'nın uygulanmasından doğan işlere olayın niteliğine göre Danıştay İkinci Dairesi'ne ya da bölge idare mahkemelerine itiraz yolu açık bulunduğundan, bu Yasa hükümlerinin yanlış uygulandığı veya yetkili mercilerce soruşturma izni verilmediği ya da soruşturma sürelerine uyulmadığı gibi hususların ancak itiraz hakkı olanlar tarafından anılan mercilere yapılacak itirazlarda öne sürülebilecek hususlardan olduğu sonucuna varıldığı, bu konuların iptal davası yoluyla İdare Mahkemelerinde uyuşmazlık konusu yapılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
            Davacının anılan karara karşı yapmış olduğu temyiz başvurusu yerinde görülmemiş, Dairemizin 15.3.2006 günlü, E:2003/1, K:2006/1182 sayılı kararıyla temyiz istemi reddedilmek suretiyle Mahkeme kararı onanmıştır.
            Davacı, dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığını ileri sürmekte ve Danıştay Beşinci Dairesi'nce verilen kararın düzeltilerek, İdare Mahkemesi kararının bozulmasını istemektedir.
            Kararın düzeltilmesi isteminde ileri sürülen nedenler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrası hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen 15.3.2006 günlü, E:2003/1, K:2006/1182 sayılı karar kaldırılarak incelenmeye geçildi.
            İstanbul Valiliği'nin 4483 sayılı Kanun'un uygulanmasında takip edilecek esas ve usulleri düzenleyen 14.2.2000 tarihli, 69/1472 sayılı Genelgesi ile yürütülmekte olan bir ön inceleme kapsamında davalı idareden bazı bilgi ve belgelerin istenilmesine ilişkin 8.3.2000 tarihli, 2000/70-2 sayılı Valilik yazısının iptali istemiyle açılan ve 4483 sayılı Yasanın Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülen bu davada Mahkeme, davaya konu edilen işlemlerin iptal davası yoluyla idare mahkemelerinde incelenmesine olanak bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiş, kararda ayrıca Anayasanın 152. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığından bahisle davacının 4483 sayılı Yasanın Anayasaya aykırılık iddiasının  yerinde görülmediğini vurgulamıştır.
            Anayasanın 129. maddesinde memurlar ve diğer kamu görevlilerinin  işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü haklarında ceza kovuşturması açılmasının, kanunla belirtilen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlı olduğu belirtilmiştir.
            4483 sayılı Yasanın Anayasanın aykırılığı noktasında yapılacak değerlendirmenin anılan Yasanın dayanağını oluşturan yukarıda belirtilen 129. maddenin son fıkrasının yorumlanmasını gerekli kıldığı açıktır. Madde hükmünde yer alan "ceza kovuşturması" kavramının açıklığa kavuşturulması ve bu kavramla yakından ilgili bulunan ve esasen 4483 sayılı Yasanın Anayasaya aykırılığın ileri sürülmesinde dikkate alınması gerekli olan "ceza soruşturması" kavramının tanımlanması, ceza yargılaması ile ilgili bir konu olup (5271 sayılı Yasa madde 2) 4483 sayılı Yasanın Anayasaya aykırılığı iddiasının ancak ceza yargılaması aşamasında ceza mahkemelerinde ileri sürülmesi mümkün olabilir. İdari yargıda açılmış bir iptal davasında 4483 sayılı Yasanın Anayasaya aykırılığı iddiasının incelenmesi hukuken olanaksızdır.
            Açıklanan nedenlerle, Mahkemece ortaya konulan gerekçeler çerçevesinde davanın incelenmeksizin reddi gerekirken, esastan reddi yolunda hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamakta ise de; bu husus kararın bozulmasını gerektirmediğinden davacının temyiz isteminin reddiyle İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 29.1.2002 günlü, E:2002/445, K:2002/92 sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 19,90.YTL. yürütmenin durdurulması harcı ile artan 6,00.YTL. posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, 15.5.2007 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
 
KARŞI  OY
            Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin hiçbir eylem ya da işleminin yargı denetimi dışında tutulamayacağı ön görülmektedir.
            Uyuşmazlık konusu yapılan İstanbul Valiliği'nin işlemi, 4483 sayılı Kanun'un uygulanmasına yönelik bir kısım açıklayıcı hususları içeren ve uygulamada dikkate alınması için İstanbul İlindeki ilgili kamu kuruluşlarına dağıtımı yapılmış bir işlemdir.
            Bu işlemin memurların yargılanmasına yönelik soruşturmanın esas ve usullerine ilişkin olması, onun idari işlem niteliğini etkilemeyeceği gibi, kesin ve yürütülmesi gerekli bir emir vasfında olduğu sebebiyle idari bir davaya konu edilebileceği de tabiidir.
            Bu bakımdan, Valilik genelgesinin idari davaya konu edilemeyceği gerekçesiyle verilen onama kararına katılmıyorum.
            Davaya konu edilen ikinci işlem ise, genelge ile bağlantısı belirlenememekle birlikte, ön soruşturma sebebiyle muhakkikçe bazı konularda bilgi ve belge isteğine dair bir yazı olup davaya konu edilebilecek nitelikte bir işlem değildir. Başlangıçta 2577 sayılı Yasa'nın 5. maddesi hükmüne göre dilekçe ret edilmesi gerekirken bu yapılmadığından, davanın açılmasından bu yana 7 yıl geçmiş bulunduğu da gözetilerek, davanın bu kısmı hakkında incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle Mahkeme kararırın bu kısmının sonucu itibariyle onanması gerektiği oyu ile karara kısmen karşıyım.
 

Henüz yorum yapılmamış.

 
  Diğer İçtihatlar
İstihdam fazlası personel belirlenirken, hizmet gerekleri dışında bir amacın güdülmemesi; sicil, liyakat, hizmet süresi gibi nesnel ölçütlerin esas alınması gerekir.
Disiplin suçu nedeniyle, geçici görevlendirme yoluna gidilmesinde; geçici görevlendirmenin amacına uygunluk bulunmamaktadır.
Sendika şubelerinin, sendika üyelerini temsil yetkisinin bulunmadığı hakkında.
Muayyen tarifeli taşıtların bulunduğu bir yerin denetimiyle görevlendirilen müfettişlere gidip gelmeye en uygun ve kullanılması mutat olan taşıtlara ait ücretin ve diğer giderlerine karşılık olacak gerçek masrafın karşılanmasının esas olduğu ve ödeme için bu hususu açıklayan belgelerin idareye sunulması gerektiği halde, Sivas esnaf ve sanatkarlar odaları birliğinden alınan ve yol masrafına ilişkin rayiç bedeli içeren bölgeye dayanılarak ödeme yapılmasına hükmeden mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerektiği hk.

4483 sayılı kanunun kapsamı

  Mevzuatlar
  Hukuki Açıklamalar
  Makaleler
  Dava Dilekçeleri
 
 

  Copyright © 2009 İdare Hukuku / Künye - İletişim

Bu internet sitesindeki hiçbir bilgi kesin bilgi veya öneri olarak kabul edilmemeli ve herhangi bir karar veya eyleme temel oluşturmamalıdır. Kendi spesifik durumunuz konusunda sadece uzman hukukçudan alacağınız bilgiler doğrultusunda hareket etmeniz gerekir. Bu sitedeki bilgilerin doğruluğu ve geçerlilik süresi konusunda www.idarehukuku.net kesinlikle sorumluluk sahibi değildir.